16/03/2012

"Kaf Dağının Ardı; Evren"


Bugün tanıklık ettiklerim: (Minik defterimden taşanlar buraya =)


Yolda Erik'le beraber yürüyoruz. Can Erik eve yakın olduğumuz için
(Şile'de de böyle) zincirsiz koşturuyor.


Yan komşumun komşuları beni yolda görüyorlar:

- Aa o sensin! Köpeğinden tanımalıydık seni! Ne yapıyorsun köpeğini böyle serbest bırakma! (10 adım ötemde) Alırlar köpeğini. Irzına geçerler. Okumuyor musun internette bunları?
- ??? (koluna dokunarak) Demeyin böyle, hep böyle diyorsunuz. Günaydın =)Nasılsınız?
- İyiyiz iyiyiz =) Bırakma bak böyle köpeğini. Salma dışarı eve çıkıp da. Sonra ne gelirse onun başına gelir. Senin değil.
- (annesi) Onlar çocuk gibidir. Gözün gibi bakacaksın ona. İnternetten takip etmiyor musun? Nasıl aktivistsin sen?
- Doğru söylüyorsunuz, bu konuda aktivist değilim.
- Bak hiç Ezgi köpeğini başı boş bırakıyor mu? (Burada annelere yapılan şeyi hissediyorum üzerimde)
- Anne, bu çeviriyi yapan kız, Adnan'ın köpeğine ilaç verdiği, Telefonunu versene canım.
- Ne yapacaksınız, kontrol mü edeceksiniz =))
- Bak bak düşünceye bak, görüyor musun? Sen o kız mısın gerçekten? Seni çok sevmiştik.
- Niye geçmiş zaman kullanıyorsunuz teyze =) şaka yapmıştım =(
- Ben alındım sana, 'hep böyle söylüyorsunuz' deyince. İnternete bak yavrum, bu insanlar insan değil. Öğren. Hayat kötü. Sen hep böyle günlük güneşlik mi sandın?
- Anneler gibi olacaksın, ne var neler olabilir didikleyeceksin interneti.
- Erkekler kadın bulamıyor evladım, kadın. İşi gücü köpekler olmuş. sor Meral Hanım'a.
- At bile kiralıyorlarmış. Hem de yarış atları.
- Hayat kötü. Köpeğine mukayyet olacaksın.
- Teyzecim,
- Ona nasıl gözün gibi bakacaksın?

Canım kuzuuuu dediğim şu varlık için, 'nasıl daha iyi beslenir' diye giriyorum internete. Bunu açıklayacakken duruyorum. Erik ve ben ne olduğunu biliyoruz. Allah biliyor =)  Sonra peşinden dilimden şunlar dökülüyor:

- Teyzecim. Hayat güzel. Yer yer rahatsız eden şeyler oluyor. Ama zıtlıklarla var oluyoruz hayatta. Gece kötü, gündüz iyi
diyebilir misiniz?
- (teyze aktivist, ben hallerimizle mutluyum, kızı gülümseyerek) Numaranı verdin mi neydi?
- Valla Teyze size bravo. Erik'i seviyorum. Ama sizin gibi değilim.
- (Teyze anlayamıyor) Nasıl sahip çıkıyorsun sen anlamıyorum ama nasıl anlatılır bu! Alır köpeğini kaçırırlar, ona olur, sana olmaz.
Hiç korkmuyor musun?
- Allahtan başka hiçbir şeyden korkmamaya çalışıyorum.
- Oku kızım biraz oku. Gir internete.
- Dünya iyi bir yer değil artık. Dünyanın sonunu yaşıyoruz. (iki-üç hafta önce aynı yerde, Yehova'nın şahitleri de, 'dünyanın sonu hakkında ne düşünüyorsunuz' diye sormuşlardı =))
- Teyzecim hayat güzel yaa. Yardımlaşalım. Birbirimize güzel günler dileyelim.
- Anne biz buradan gideceğiz, hadi. Görüşürüz.
- iyi günler kızım.
- Size de =)
 Erik! Tontiko! Gel oğlum, gel. Koşşşşş!


**************

Bugün de duyduklarımla Erik'i artık arada-camdan-bakar-halimde
bahçede oynar bırakamıyorum. iyi oldu belki de.

Ama şu konuda net olmak da güzel. Sizi dinliyorum. Sizi anlamaya çalışıyorum.
Size hak veriyorum. sizin gibi ben de sürekli, internet, gazete, haberlere girsem, bunları arasam
bunları bulur ve korkardım.

Sorumluluğumu sevgiyle aldım ben. Çıktım yola. Dar bir yol. Işık vuran bir yol.

Aldığımız sorumlulukların hepsinin üstesinden geliyoruz. Öyle ya da böyle. Daha da iyi geleceğiz.

Bilirsiniz, nereye kadar gidebildiğiniz, istikrarınız, emeğiniz.....

Hiçbir şeyi, hiçkimseyi değiştirmeyerek.

Ve yalnızca kendinizi değiştirdiğinizde başlıyor ve devam ediyorsunuz!

Bir birey olarak ne yapabileceklerinizi, Sınırlarınızı, merak ediyor bu meret =))

Çevresinde şahit olursunuz;

Neler kıymetlenirmiş, neler olmasa da olurmuş, hakkı ödenmez bir aile dolusu şey!

Nelerden hoşlandığınızı değil, neleri sevgiden üstün tutabileceğinizi,
kişiyle kalbin arasına Allah'ın girdiği an'ı, ve nelere saygı duymadığınızı öğreniyorsunuz. Tekrarlamak gerekiyordur belki =)

Değiştiremeyeceklerinizi kabullenmenizi ve
O tatlı neşenizle buluşup şu doğanıza ait zamanın, tüm görebileceğiniz ve olabileceğiniz tabii değerlerini

yeniden kazanıyorsunuz.

Ben bunların yoğunluk, yorgunluk ve tembellik yarattığı duygulardan çıktım. 'Çıkabildiğimi sanıyorum' da güzel bir cümle. Onu da ekleyeyim. =)

Ve her acı veren, ve her iyi gelen geçmiş zaman; köşe bucak, roomba gibi temiz bıraktı beni.

Şimdi ve Buradayım. Oldukça...



Hepimiz, birimiz, içimizdeki gibi; Farklı yerlerde farklı şeylere tanıklık ediyoruz.

Kesişen noktalarda birbirimizden, deneyimlerimizden faydalanmak,  ya da en basit haliyle,
tanık olmaktır bu.

İyi hissettirecektir elbet. Ancak korkularla sinmeye hacet göremiyorum. Yoksa hala bu şehirde yaşıyor olmazdım. Biraz daha işim var gözüküyor burada.




Konuştuklarım, yaptıklarım çözüme inanıyor hep. Şimdi daha da kocaman! Hatta sımsıkı! Serin. Şişirilmemiş. Ama Rüzgarlarla birlikte. Yürekli ve eli sıkılır.

Beni kınamayın. Beni takdir etmeyin;

içinize dönün, dönebilirseniz.

En iyi, tanık olabiliriz. Balıklarla ilgilenmeyen dalgıçlar gibi ilgisiz,
ama merhametli, adaletli tanıklar.






Reddetmeyen. Bastırmayan. Takdir etmeyen. Unutuyorsa. Hatırlayan. Uyanan...



Şimdi, herhangi bir bilgi,

Köpekgillerden Can Erik'e acı vermesin diyerek,

Ona yapmak istediklerimden sesleniyorum: Erikkkk! Erik!! Tontiko!

Burası sahil kasabası! Gerçek ağaçların ve gerçek yıldızların altında!

Hoşgeldin Can! Kasabaya, Genç ailemize! Neşeli kulaklarınla!

Mutluluk, seni özgür ve koşarken gördüğümde doyasıya baktığım şey! ve hep HAVADA!






Bugün sağ omzumda bir tüyle uyandığın gün, ne gün ama!



 *** Senin yine ilk günün,
 Tatlı ömürler al yaşamına, Yazminam.
 Kıymetle, sıhhatle, birbirinize iyi bakın.***

No comments:

Post a Comment